• E- GAZETE KIŞ 2010 SATYANANDA YOGA'YA VİRAJ

    KIŞ 2010 E-GAZETE - HARI OM

     E-GAZETE HIVER 2010- LE VIRAGE VERS SATYANANDA YOGA

    BÜTÜN DURGA 'nın FOTOLARI BURADA BULUNMAKTADIR

     

    E-GAZETEDE ŞU METİNLERİ OKUNMAKTADIR 

     

    SANNYASİ ATMATATTWA ile  SATYANANDA YOGA KURSUMUZ - Eylüi 2010

     

    SEVGİ VE OTORİTE

     

    YUNUS EMRE ÇİFTLİĞİ - YOGA EKOLOJİ ÇİFTLİĞİ - O NE ? NEDEN ?

     

    2011 PROGRAMIMIZ

     

    OM SHANTİ

     

     

     çevirleri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti

     

     

  •  

    HARİ OM 

     

     

    2011 PROGRAMI

     

     

    Yunus Emre Çiftliği 2011 Mart ayının ortasından itibaren yeniden açılacak ve tamamen doğal ortamında Satyananda Yoga inzivaları ve hafta sonu çalışmaları sunacaktır.

     

    Satyananda Yoga inzivaları:

     

    Çiftlikte kalmak ve yogik yaşam deneyimini derinden özümsemek için en kısa bir hafta süreyle (en uzun süre sınırı yok!) yer ayırtabileceğiniz belirli dönemler olacak.

     

    Aynı zamanda Satyananda Yoga hocası olan Sannyasi Yogapushpa’nın rehberliğinde, basitliğine karşın yogik yaşamın gücünü keşfedeceksiniz.

     

    Bu yolla edindiklerinizi evinize döndüğünüzde de uygulayabileceksiniz (örneğin yoga nidra); böylelikle, iniş çıkışları ve günlük yaşamın zorluklarını çok daha etkin bir şekilde karşılayabileceksiniz. Modern yaşamda deneyimlediğimiz fiziksel, duygusal, zihinsel ya da ruhsal düzeydeki stres durumlarını daha iyi kontrol edebileceksiniz.

     

    Kısacası, tümüyle içinde olmanıza rağmen modern yaşamın zorluklarından daha az etkileneceksiniz.

     

    Çünkü yoga bir mağarada yaşanmak için değil, günlük yaşama uygulanmak içindir. Elbette bir haftalık bir yoga kursu bunu öğrenmek için yeterli olmaz. İşte bu nedenle kendinize, bedeninize, zihninize ve ruhunuza sağlayabileceğiniz böyle bir inziva dönemi zorunludur.

     

    Kendinizi gözeterek diğerlerini gözettiğinizi unutmayın.

    Kendinize yapacağınız bir iyilik diğerlerine yansıyacaktır.

     

    Bu inzivaların programı sadece yogik yaşam olacaktır.

    Yogik yaşama dair bir makaleyi BURADA okuyabilirsiniz.

     

    Türkiye’de de yaşıyorsanız, yurtdışında da, başımızın üzerinde yeriniz var ! 

     

    Satyananda Hafta Sonları

     

    Her ay, Cuma akşamından Pazar akşamına, 2 Satyananda Yoga Hafta Sonu olacak; bedeninize, zihninize ve ruhunuza bu molayı verin, gelip yoga ruhunu özümseyin.

     

    Program

     

    Sabah erken Hatha Yoga: asanalar - pranayama

    Kahvaltı

    Karma Yoga (Karma Yoga nedir? BURADA okuyun.)

    Teori ve/ya da meditasyon

    Karma Yoga

    Öğle yemeği

    Dinlenme - serbest zaman

    Yoga nidra - derin gevşeme

    Karma Yoga

    Akşam yemeği

    Cumartesi akşam programı

    Havan (kutsal ateş) ve Herkesin iyiliği ve arınması için Maha mrityunjaya mantra’yı söyleme

    Prasad (kutsal yiyecek) sunumu

    Kirtanlar ve İlahiler

    Mauna (Sessizlik)

     

    Bu hafta sonları ve inziva dönemlerinin tam tarihleri daha sonra duyurulacak. Ancak sorularınız varsa, belirli bir dönemde gelmek istiyorsanız lütfen bildirin. Bizimle bağlantı kurun.

     

    Yunus Emre Çiftliği’nde İngilizce, Fransızca ve Türkçe konuşulmaktadır.

     

    Om Shanti

     

    çeviri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti  

     

     


  • HARİ OM

    BU KURS HER KESE HARİKAYMIŞ

    SANNYASİ ATMATATTWA nın SAYESİNDE ÜCRETSİZ OLMUŞ

    BÜTÜN RÖPORTAJ BURADA OKUNUR

     

    Sannyasi Atmatattwananda 30 senedir Satyananda Yoga eğitmenidir.

    Uzun zaman Bihar School of Yoga 'da öğretti.

    Şimdi Avrupa nın Satyananda Yoga Mesleki Kuruluşunun yöneticisidir. ( Satyananda Yoga  Academy of Europe)

    Orada yüksek Yoga eğitimleri verilir ve Yoga Öğretmeni Eğitimleri de alınır.

    Sannyasi Atmatattwa Türkiye'yi ve Türkleri o kadar beğenmiş ki yine seneye gelmeyi düşünüyormuş.

    İnş Allah !

    Om Şanti

     

    çeviri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti  

     


  •  

    Sevgi ve Otorite

      

    Ekoköyler, Topluluklar, Grup faaliyetleri, Uzlaşma yoluyla karar verme . . .

    Gerçekten de hoş fikirler. Herkes birbirini gözetir, Herkesin gereksinimleri saygı duyularak karşılanır!

     

    Fakat birçok deneyimden sonra şöyle düşünüyorum:

    Uzlaşma her bireyde zihnin serbest akışına yol açar.

    Çoğunlukla ben merkezli olan bu ferdi zihin ile nereye ulaşılacaktır?

     

    Eğer insanlar kendileri üzerinde çalışıyorlarsa, zihnin işleyişini ve korkunç tuzaklarını öğrenmişlerse, evet o zaman bu bir şüre için işleyebilir. Yalnızca bir süre.

     

    Kaçıp kurtulamayacağımız bir “Yüce Otorite“nin varlığını fark etme zamanı

     

    Otorite.

    Evet.

    Bu sözcük ürkütücü.

    Bu sözcük kaçmamıza yol açar.

    Bu sözcük Hiyerarşi, Savaş, Ordu, Amir, Okul ve benzeri sözcükler gibi yankılanır

    “hiç eğitime ihtiyacımız yok”  . . diyordu Pink Floyd . . “biz çocukları yalnız bırakın”

     

    Bu sözcük belki bizi bir isyankâr, junk, hırsız ya da marjinal olmaya itti.

    Bu sözcük belki bizi kanunu çiğnemeye, kanuna karşı olmaya yöneltti.

     

    “hiç eğitime ihtiyacımız yok”  . . diye bağırdı Pink Floyd . . “biz çocukları yalnız bırakın”

     

    “Kanunları çiğneyin! Zorba hükümdarlar aşağı!”

    “Dine son! Köle sahipliğine son!” diye haykırdı anarşistler.

     

    Otorite

    Otorite

     

    Bunca imge, bunca duygu, böylesi ezici bireysel öyküler, tümü bu basit sözcükle ilintilidir.

    Otorite. Kan, savaş, adaletsizlik . . . Otorite . . .

    Kahrolsun Otorite.

    Bu geçmişle şekillendik.

    Hatta gördüğümüz eğitim bu geçmiş içinde şekillendi.

     

    Fakat . .

     

    Fakat haydi bu yedi harfli sözcüğe biraz daha yakından bakalım.

    Kişisel öykümüzü bir kenara bırakalım

    Kişisel duygularımızı bir kenara bırakalım

     

    Ve ne denli isyankâr, kanun dışı, marjinal idiysek ya da öyle olmayı sürdürüyorsak da yalnızca tasavvur edelim . .

     

    Sadece . . yaptığımız düşündüğümüz her şeyde bir “Yüce Otorite” nin varolabileceğini ve bu “Yüce Otorite”nin HER ŞEYİN üzerinde olabileceğini, tüm Sistemi, Evreni, her şeyi yönetebileceğini zihnimizde canlandıralım . .

     

    Bu “Yüce Otorite” nin sadece . . SEVGİ olabileceğini hayal edelim.

     

    Bu durumda her şey eğişebilir.

        

    *******************************************************************************************

    Mevlana “Gezegenlerin Güneş etrafında dönmesi salt çekim gücüyle değil, Işık aldıkları yıldıza olan SEVGİnin gücüyledir.” demiştir

     

    Bir gün çok büyük bir kederle bağırdım:

    “SEVGİ nedir??”

    Aldığım yanıt şu oldu:

    “Sevgi varlıkları birbirine bağlayan şeydir.”

     

    ******************************************************************************************

     

    Şimdi Yüce Doğayı, Doğa Anayı ve Doğal Düzeni izleyelim.

    Yeni başlayan, bilmiş permakültür öğrencileri gibi, zihnimizi boşalttıktan sonra Doğayı sadece GÖZLEYELİM.

     

    Evrendeki yıldızların, Güneşin ve gezegenlerin kusursuz dansını, göğümüzdeki ayı . . . güzel gezegenimizdeki yağmuru, nehirleri,okyanusları gözleyelim . . .

     

    Bu eşsiz benzersiz düzeni, Doğal düzeni gözleyelim.

    Mevsimsel ritimler, ilkbahar uyanışı, kış uykusu . . .

    Bu ritimler Doğadaki her bir unsurun doğal olarak uyduğu kanunlar gibidir.

     

    Zira Doğada bir zürafa, bir sümüklü böcek olmaya çalışmaz !

    Bir kurbağa da bir öküz olmaya uğraşmaz !

    Asla!

     

    Doğada her bir unsur, Yaratının her bir parçası Doğal düzene, Doğanın kanunlarına, Doğanın Otoritesine uyarak doğar, büyür, yaşar ve ölür.

    Bu düzen kimi zaman yıkıcı gibi görünse de, Yüce Doğada hiçbir varlık Doğanın düzenine karşı gelmeye çalışmaz.

     

    Hiçbir varlık? insan hariç, kendisinin Doğadan daha güçlü olduğuna inanan İnsan.

     

    İnsanoğlu Doğanın düzeninden, Doğanın güçlerinden daha kudretli olduğuna inanır.

    İnsanoğlu Doğanın kanun ve düzen gücünden daha kudretli olduğuna inanır.

     

    Evet Doğanın kanun ve düzen gücü.

    Belki bu sözcükler tekrar içinizde bir tsunami yaratacak . .

    Belki bu ifadeler bazı kişisel nedenlerle size tabu gibi gelecek . .

     

    Fakat şimdi yeniden sadece sözcükleri izleyelim:

    “Doğanın - kanun - ve - düzen - gücü”

    Haydi kişisel öykülerimizin, şahsi duygularımızın ve zihin akışının üstesinden gelelim.

     

    Elbette Doğanın kanunları bir düzen oluşturur

    Ve bu düzen güçler meydana getirir.

    Ve bu güçler de Doğal ahengi yaratır.

     

    Yoga’da bu güçlere “Dharma” denir.

     

    Dharma’ya karşı çıktıkça “Adharma” içinde, Doğaya karşı oluruz ve bu şekilde kaosa yöneliriz . . . günümüzde yapmakta olduğumuz gibi.

     

    **********************************

     

    Şimdi bir süre duralım.

    Ve Nefes alalım.

    Gözleyelim.

    Ve Nefes alalım.

    İçeri ve dışarı

    İçeri ve dışarı . . .

    Nefes alalım

    Ve içimizdeki bu nefesi dinleyelim, bizi canlı tutan, ruhumuzu canlı bir öz yapan bu nefesi dinleyelim.

    Kalbimizin atışını, yaşamın tik taklarını, Evrenin tik taklarını dinleyelim . . .

     

    İçimizde YAŞAMI, yaşamın gücünü hissedelim; içimizdeki yaşamın bu inanılmaz ahengini hissedelim; böylesi bir büyüklüğün, böylesi muazzam bir gizemin, Yaşamın gizeminin, Yüce Doğanın gizeminin karşısında tam anlamıyla minnettar ve alçakgönüllü hissedelim . . Doğa bizi SEVİYOR.

     

    Evet. Evrensel ve koşulsuz bir Sevgi ile.

    Ruhu büyüten bu Evrensel Sevgidir.

    Bu Sevgi nedeniyle Yaşam bize kimi zaman acı verir, aynen Dervişin elma ağacının altında uyuyan adama zulmetmesi gibi (ŞİMDİ Mevlana’nın bu güzel hikâyesini okuyun)

     

    Evrensel Sevgi “Sen beni seversen seni severim” gibi beklentilerle sınırlanmış

    koşullu sevgi değildir. Hayır!

    Evrensel Sevgi KOŞULSUZDUR. BURADAdır. Bu kadardır.

    Değişen duygularla ya da hava değişimleriyle değişmez.

    Buradadır, değiştirilemez, taşınamaz.

    Ve BURADA, BİZİM içimizde, HEPİMİZİN İÇİNDEDİR.

     

    Ve onu bulmalıyız. İçimizde.

    Deneyimler bazen acı verse de, Doğanın rehberliğinin, Yaşamın rehberliğinin

    yalnızca SEVGİ olduğunu anlamalıyız.

    Doğanın bize sunduğu her bir yaşantının İYİLİĞİMİZ için

    ve ruhumuzun gelişmesi için olduğunu bilmeliyiz.

    Doğanın işleyişinin kaynağının sadece SEVGİ olduğundan

    tümüyle emin olmalıyız.

    Çünkü Doğa sevgiDİR.

     

    O zaman teslim olmanın gücünü anlayabiliriz

    Doğa Anaya, Onun kudretine, Onun gücüne, Onun Otoritesine teslim olmanın

    zira bizim ulaşabileceğimiz boyutun çok ötesinde gelişkindir ve bizim asla

    bilemeyeceğimiz gizlere vâkıftır.

     

    O zaman, yalnızca BIRAKMANIN, yaşamımızı, Bağışlayıcılık, Şevkat, Hoşgörü ve Sınırsız duyarlılık olan Doğa Anaya, Yüce Doğanın Otoritesine teslim etmenin ne kadar hoş ve benzersiz olduğunu hissedebiliriz.

     

    Bunu hissetmeyi başarabilirsek, Otorite kavramı eriyip sonsuz SEVGİ Okyanusuna karışıverir.

     

    Om Tat Sat.

     

     çeviri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti


  •  

    E- GAZETE KIŞ 2010 SATYANANDA YOGA'YA VİRAJ

     

    Yunus Emre Çiftliği - Yogik Ekolojik Çiftlik

     

    Tüm bu konularla ilgili olarak Yunus Emre Çiftliği’nin rolü ve yeri nedir?

    Yunus Emre Çiftliği öncelikle Yogik öğretilere dayanan Yogik bir yerdir. Niye?

     

    Çünkü Yoga, bizim Doğa ile, Doğa Ana ile bütünleşmemizi sağlayan ruhsal bir öğretidir.

     

    Çünkü Yoga uygulamaları sayesinde kendimizin, özellikle de zihnimizin nasıl çalıştığını öğrenir anlarız.

     

    Çünkü Yoga bize, örneğin bir isyankâr olarak davrandığımızda “özgür” hissediyor olabilmemize rağmen, esasında sadece zihnimizin ve onun işleyişinin kölesi olduğumuzu açıkça gösterir. Davranışlarımız yalnızca geçmiş anı ve travmalarımıza gösterdiğimiz tepkilerden kaynaklanıyor. (karma samnkaras vasanas . .)

     

    Çünkü Yoga gözlerimizi özellikle de üçüncü gözümüzü açar. Evet üçüncü göz vardır! “Ajna” olarak adlandırılır; işleyişimizi gerçekten GÖRMEMİZİ, içsel Doğamızla, Ruhumuzla ve bu yolla Doğa Anayla yeniden bağlantı kurmamızı sağlar.

     

    Bu bizim, ego perdesinin, Maya-yanılsama perdesinin ötesini GÖRMEMİZE ve yaşamın hakikat boyutunu, Aşkın boyutunu görebilmemize olanak sağlayan Ajna’dır.

     

    Bu bize, Ruh olan Atma’dan kaynaklanan istek ve davranışları, egomuzdan kaynaklanan istek ve davranışlardan (çoğu zaman tepkisel olan) ayırt edebilmemizi sağlayan VIVEKA’yı, AYRIM GÜCÜ’nü kazandıran Ajna’dır.

     

    Sonra, sadece egomuzun ve zihnimizin köleleri olduğumuzu fark edeceğiz. Elbette ego ve zihin yaşamlarımızdaki mutlak gerekliliklerdir ancak son derece sınırlıdırlar. Ve bu noktada, özgür olamak yerine egonun zindanında bulunduğumuzu fark edeceğiz.

     

    Sonra “Teslimiyet”in, Yüce Doğa’ya teslim olmanın değerini; gerçekten OLDUĞUMUZU olabilmenin teslimiyet sayesinde mümkün olabilmesi nedeniyle, onun ne kadar kıymetli olduğunu anlayacağız.

     

    Sadece Teslimiyet yoluyla ÖZGÜR olacağız.

     

    *******************************************************************************************

     

    İnsanın GERÇEK ÖZĞÜRLÜK arayışına Yoga’nın sunduğu işte budur.

     

    *******************************************************************************************

     

    Yunus Emre Çiftliği’ndeki yoga çalışmalarıyla yaptığımız, yalnızca sağlığımızı geliştirmek ve zihnimizi sakinleştirerek duygularımızı kontrol etmek değildir; aynı zamanda, özgürleşmeyi arayan yaşamın keşfinde derinleşmek amacıyla Yogik yaşam tarzını deneyimlemekte de ilerleyebiliriz.

     

    Yunus Emre Çiftliği’nde HER ŞEY Yoga’dır.

    Sabah çalışmalarından akşam yatana kadar her şey Yoga’dır, çünkü her hareketimizde FARKINDALIK vardır.

    Farkındalık tekamülün ANAHTARıdır.

    Bu, “bilinçli oluşun farkındalığı”nı hissetmenin anahtarıdır.

    Bu, bilinçliliğin genişlemesinin anahtarıdır.

     

    Tabii ki böyle bir deneyimi yaşamak için “Yoga kanunları”na uymamız gerekir. Bu nedenle Yunus Emre Çiftliği’nde bir “günlük rutin” ve izlenecek, Yogik yaşam tarzıyla uyumlu kurallar vardır

     

    Ve hatta  . . bir “Otorite”!

    Evet Yunus Emre Çiftliği’nde bir Otorite vardır: buna da “Guru - Sevgi - Doğa - Kutsal - . . . ya da “ismi olmayan” denir, zira bunların hepsi birdir.

     

    Çünkü Guru veya Ruhsal Usta SEVGİ’dir.

    Çünkü Guru veya Ruhsal Usta sayesinde burada yazmakta olduğum sözcüklerin çok çok ötesine geçen nadir bir eğitim almamız mümkün olur.

    Çünkü Guru içinde yaşadığımız karanlığı yok edendir.

    Çünkü Guru sayesinde iç Işığımızı yeniden hissedebilmeye başlarız.

     

    Bundan dolayı Yunus Emre Çiftliği’nde Guru’nun, Evrensel Sevgi’nin, Doğa Ana’nın, Kutsal’ın otoritesini kabul ederiz.

    Fakat . . . bu düzeyde . . . otorite sözcüğü anlamını kaybeder

    SEVGİ’de eririz . . .

    İşte hepsi bu.

     

    Hari Om Tat Sat.

     

    çeviri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti

    *******************************************************************************************

     

     





    Suivre le flux RSS des articles de cette rubrique