• SEVGİ VE OTORİTE

     

    Sevgi ve Otorite

      

    Ekoköyler, Topluluklar, Grup faaliyetleri, Uzlaşma yoluyla karar verme . . .

    Gerçekten de hoş fikirler. Herkes birbirini gözetir, Herkesin gereksinimleri saygı duyularak karşılanır!

     

    Fakat birçok deneyimden sonra şöyle düşünüyorum:

    Uzlaşma her bireyde zihnin serbest akışına yol açar.

    Çoğunlukla ben merkezli olan bu ferdi zihin ile nereye ulaşılacaktır?

     

    Eğer insanlar kendileri üzerinde çalışıyorlarsa, zihnin işleyişini ve korkunç tuzaklarını öğrenmişlerse, evet o zaman bu bir şüre için işleyebilir. Yalnızca bir süre.

     

    Kaçıp kurtulamayacağımız bir “Yüce Otorite“nin varlığını fark etme zamanı

     

    Otorite.

    Evet.

    Bu sözcük ürkütücü.

    Bu sözcük kaçmamıza yol açar.

    Bu sözcük Hiyerarşi, Savaş, Ordu, Amir, Okul ve benzeri sözcükler gibi yankılanır

    “hiç eğitime ihtiyacımız yok”  . . diyordu Pink Floyd . . “biz çocukları yalnız bırakın”

     

    Bu sözcük belki bizi bir isyankâr, junk, hırsız ya da marjinal olmaya itti.

    Bu sözcük belki bizi kanunu çiğnemeye, kanuna karşı olmaya yöneltti.

     

    “hiç eğitime ihtiyacımız yok”  . . diye bağırdı Pink Floyd . . “biz çocukları yalnız bırakın”

     

    “Kanunları çiğneyin! Zorba hükümdarlar aşağı!”

    “Dine son! Köle sahipliğine son!” diye haykırdı anarşistler.

     

    Otorite

    Otorite

     

    Bunca imge, bunca duygu, böylesi ezici bireysel öyküler, tümü bu basit sözcükle ilintilidir.

    Otorite. Kan, savaş, adaletsizlik . . . Otorite . . .

    Kahrolsun Otorite.

    Bu geçmişle şekillendik.

    Hatta gördüğümüz eğitim bu geçmiş içinde şekillendi.

     

    Fakat . .

     

    Fakat haydi bu yedi harfli sözcüğe biraz daha yakından bakalım.

    Kişisel öykümüzü bir kenara bırakalım

    Kişisel duygularımızı bir kenara bırakalım

     

    Ve ne denli isyankâr, kanun dışı, marjinal idiysek ya da öyle olmayı sürdürüyorsak da yalnızca tasavvur edelim . .

     

    Sadece . . yaptığımız düşündüğümüz her şeyde bir “Yüce Otorite” nin varolabileceğini ve bu “Yüce Otorite”nin HER ŞEYİN üzerinde olabileceğini, tüm Sistemi, Evreni, her şeyi yönetebileceğini zihnimizde canlandıralım . .

     

    Bu “Yüce Otorite” nin sadece . . SEVGİ olabileceğini hayal edelim.

     

    Bu durumda her şey eğişebilir.

        

    *******************************************************************************************

    Mevlana “Gezegenlerin Güneş etrafında dönmesi salt çekim gücüyle değil, Işık aldıkları yıldıza olan SEVGİnin gücüyledir.” demiştir

     

    Bir gün çok büyük bir kederle bağırdım:

    “SEVGİ nedir??”

    Aldığım yanıt şu oldu:

    “Sevgi varlıkları birbirine bağlayan şeydir.”

     

    ******************************************************************************************

     

    Şimdi Yüce Doğayı, Doğa Anayı ve Doğal Düzeni izleyelim.

    Yeni başlayan, bilmiş permakültür öğrencileri gibi, zihnimizi boşalttıktan sonra Doğayı sadece GÖZLEYELİM.

     

    Evrendeki yıldızların, Güneşin ve gezegenlerin kusursuz dansını, göğümüzdeki ayı . . . güzel gezegenimizdeki yağmuru, nehirleri,okyanusları gözleyelim . . .

     

    Bu eşsiz benzersiz düzeni, Doğal düzeni gözleyelim.

    Mevsimsel ritimler, ilkbahar uyanışı, kış uykusu . . .

    Bu ritimler Doğadaki her bir unsurun doğal olarak uyduğu kanunlar gibidir.

     

    Zira Doğada bir zürafa, bir sümüklü böcek olmaya çalışmaz !

    Bir kurbağa da bir öküz olmaya uğraşmaz !

    Asla!

     

    Doğada her bir unsur, Yaratının her bir parçası Doğal düzene, Doğanın kanunlarına, Doğanın Otoritesine uyarak doğar, büyür, yaşar ve ölür.

    Bu düzen kimi zaman yıkıcı gibi görünse de, Yüce Doğada hiçbir varlık Doğanın düzenine karşı gelmeye çalışmaz.

     

    Hiçbir varlık? insan hariç, kendisinin Doğadan daha güçlü olduğuna inanan İnsan.

     

    İnsanoğlu Doğanın düzeninden, Doğanın güçlerinden daha kudretli olduğuna inanır.

    İnsanoğlu Doğanın kanun ve düzen gücünden daha kudretli olduğuna inanır.

     

    Evet Doğanın kanun ve düzen gücü.

    Belki bu sözcükler tekrar içinizde bir tsunami yaratacak . .

    Belki bu ifadeler bazı kişisel nedenlerle size tabu gibi gelecek . .

     

    Fakat şimdi yeniden sadece sözcükleri izleyelim:

    “Doğanın - kanun - ve - düzen - gücü”

    Haydi kişisel öykülerimizin, şahsi duygularımızın ve zihin akışının üstesinden gelelim.

     

    Elbette Doğanın kanunları bir düzen oluşturur

    Ve bu düzen güçler meydana getirir.

    Ve bu güçler de Doğal ahengi yaratır.

     

    Yoga’da bu güçlere “Dharma” denir.

     

    Dharma’ya karşı çıktıkça “Adharma” içinde, Doğaya karşı oluruz ve bu şekilde kaosa yöneliriz . . . günümüzde yapmakta olduğumuz gibi.

     

    **********************************

     

    Şimdi bir süre duralım.

    Ve Nefes alalım.

    Gözleyelim.

    Ve Nefes alalım.

    İçeri ve dışarı

    İçeri ve dışarı . . .

    Nefes alalım

    Ve içimizdeki bu nefesi dinleyelim, bizi canlı tutan, ruhumuzu canlı bir öz yapan bu nefesi dinleyelim.

    Kalbimizin atışını, yaşamın tik taklarını, Evrenin tik taklarını dinleyelim . . .

     

    İçimizde YAŞAMI, yaşamın gücünü hissedelim; içimizdeki yaşamın bu inanılmaz ahengini hissedelim; böylesi bir büyüklüğün, böylesi muazzam bir gizemin, Yaşamın gizeminin, Yüce Doğanın gizeminin karşısında tam anlamıyla minnettar ve alçakgönüllü hissedelim . . Doğa bizi SEVİYOR.

     

    Evet. Evrensel ve koşulsuz bir Sevgi ile.

    Ruhu büyüten bu Evrensel Sevgidir.

    Bu Sevgi nedeniyle Yaşam bize kimi zaman acı verir, aynen Dervişin elma ağacının altında uyuyan adama zulmetmesi gibi (ŞİMDİ Mevlana’nın bu güzel hikâyesini okuyun)

     

    Evrensel Sevgi “Sen beni seversen seni severim” gibi beklentilerle sınırlanmış

    koşullu sevgi değildir. Hayır!

    Evrensel Sevgi KOŞULSUZDUR. BURADAdır. Bu kadardır.

    Değişen duygularla ya da hava değişimleriyle değişmez.

    Buradadır, değiştirilemez, taşınamaz.

    Ve BURADA, BİZİM içimizde, HEPİMİZİN İÇİNDEDİR.

     

    Ve onu bulmalıyız. İçimizde.

    Deneyimler bazen acı verse de, Doğanın rehberliğinin, Yaşamın rehberliğinin

    yalnızca SEVGİ olduğunu anlamalıyız.

    Doğanın bize sunduğu her bir yaşantının İYİLİĞİMİZ için

    ve ruhumuzun gelişmesi için olduğunu bilmeliyiz.

    Doğanın işleyişinin kaynağının sadece SEVGİ olduğundan

    tümüyle emin olmalıyız.

    Çünkü Doğa sevgiDİR.

     

    O zaman teslim olmanın gücünü anlayabiliriz

    Doğa Anaya, Onun kudretine, Onun gücüne, Onun Otoritesine teslim olmanın

    zira bizim ulaşabileceğimiz boyutun çok ötesinde gelişkindir ve bizim asla

    bilemeyeceğimiz gizlere vâkıftır.

     

    O zaman, yalnızca BIRAKMANIN, yaşamımızı, Bağışlayıcılık, Şevkat, Hoşgörü ve Sınırsız duyarlılık olan Doğa Anaya, Yüce Doğanın Otoritesine teslim etmenin ne kadar hoş ve benzersiz olduğunu hissedebiliriz.

     

    Bunu hissetmeyi başarabilirsek, Otorite kavramı eriyip sonsuz SEVGİ Okyanusuna karışıverir.

     

    Om Tat Sat.

     

     çeviri Meltem'in sayesinde ... çok teşkkürler . om shanti


    Tags Tags : , , , ,